Tarih

Hilafet Kaldırıldı, Musul Elden Gitti

II. Abdülhamit ile birlikte yoğun olarak kullanılan halife sıfatı Osmanlı devletinin son döneminde dünyadaki Müslümanlar arasında birliğin beraberliğin ve karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla oldukça ön plana çıkarılmıştır. Osmanlı padişahları bu şekilde siyasi ve dini güçlerini artırmak istemişlerdir.

I.Dünya savaşından yenik çıkan Osmanlı devleti Mondros ateşkes antlaşmasının ( 30 Ekim 1918 ) hemen ardından işgale uğramıştır. 3 kasım 1918 tarihinde İngilizler tarafından Musul işgal edilmiştir. Kısa bir süre sonra padişah halifenin yaşadığı başkent İstanbul ( 16 Kasım 1918 ) itilaf devletleri tarafından işgal edilmiştir.

Ülkenin farklı yerlerinde başlayan işgallere karşı Anadolu’da başlayan kurtuluş mücadelesinin gerçekleştirilmesinde İstanbul’da esir olan halife padişahın kurtarılması fikri birleştirici ve itici güç olmuştur.

Ancak Kurtuluş mücadelesinin başarıyla sonuçlanmasının ardından, İstanbul ve Ankara hükümetleri arasında bir iktidar mücadelesi başlamış ve bu çerçevede 1 Kasım 1922 tarihinde saltanat oy birliği ile meclis tarafından kaldırılmış, Osmanlı ailesinden Abdülmecid ise yine meclis tarafından halife ilan edilmiştir.

Kurtuluş mücadelesi başarılmıştı fakat her konuda istenilen hedefe yani misak-ı Milliye ulaşılamamıştı. Lozan antlaşmasında Misak-ı Milli’den tavizler verilmiş ve Musul konusu İngiliz diplomasisinin başarısı ile daha sonra ikili görüşmelere bırakılmıştır. İkili görüşmelerde de bir sonuca ulaşılamazsa iki devlet cemiyeti akvamın hakemliğini kabul edecekti.

1923 Temmuzunda Lozan antlaşması imzalanırken Türkiye’nin iç siyaseti de hareketlenmeye başlamış, Milli mücadelenin önder kadrosu ( Mustafa Kemal, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, A.Fuat Cebesoy, Refet Bele ) arasında fikir ayrılıkları ortaya çıkmıştı. Fikir ayrılığının sebebi Mustafa Kemal’in kendine yeni bir ekip kurması ve milli mücadelenin diğer liderleri ile ilişkileri fikir alışverişini neredeyse kesmesi ve örneğin Cumhuriyetin ilanı gibi önemli bir konuyu bile artık eski arkadaşlarına sorma lüzumu hissetmemesi idi.

Mustafa Kemal, yetkileri kendinde toplayıp kısa süre içerisinde Batı tarzında bir toplum hedefiyle devrimler yapmayı planlamakta, Ankara’da tek otorite olma yolunda hızla ilerlemekteydi. Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı olarak gücünü artırırken İstanbul’da ki halifeyi sorun olarak görmekteydi. Hilafet kurumunun yapılacak devrimler için bir direnç noktası olacağını düşünen Mustafa Kemal, bu amaçla hilafetin ne olduğu tartışmasını ortaya atmıştır.

Halifenin devlet başkanı anlamına geldiğini ifade eden Mustafa Kemal bir ülkede iki devlet başkanı olamayacağı sonucunu çıkararak, Hilafetin kaldırılması konusunu 3 Mart 1924te meclise getirmiştir. 431 sayılı kanunla Hilafet Kurumu kaldırılmış, yetkilerinin ‘Cumhuriyet ve hükümet mefhumunda bulunduğu’ ifade edilmiştir. Ayıca Osmanlı hanedanı ile ilgili olarak da yurt dışına çıkarılma kararı verilmiştir.

Halifeliğin kaldırılmasında yukarıda belirttiğimiz iç politik gelişmeler söz konusu olmakla beraber konunun bir de uluslar arası sebepleri ve sonuçları vardır.

1922’de “Halife için, bütün Türk Milleti kanını dökmeye hazırdır” diyen İsmet İnönü, 2 yıl sonra Halifeliğin kaldırılması durumunda İngilizlerin Musul meselesinde sorun çıkarmayacağını düşünmekteydi. İzmir’de subaylarla yaptığı görüşmede İnönü şöyle diyordu: “Hilafeti kaldırarak hanedanı sürgüne gönderip hanedan arazisine el koymak, İngiltere`nin Pan-İslamizm endişelerine mani olabilir. Böylelikle İngiltere hükümetinin Musul meselesinde Türkiye’ye daha az problem çıkarmaya meyilli olduğunu söyleyebilirim.”

Mustafa Kemal, İsmet İnönü, kısacası Ankara Hükümeti, Halifeliğin kaldırılmasının Türkiye’yi çağdaş uygar dünyaya yakınlaştıracağını düşünmekteydi. İngilizlerin hilafet kurumundan rahatsız olduğunu bilen hükümet yetkilileri, hilafetin kaldırılmasının İngiltere ile olan ilişkileri geliştirmek için iyi bir ortam sağlayacağını, bunun da Musul meselesinin çözülmesinde olumlu bir etkisinin olacağı kanaatindeydi.

Ancak böyle olmadı…

Hilafetin kaldırılması tüm İslam dünyasında olduğu gibi Musul’da da hayretle ve endişe ile karşılandı. Musul’daki İngiliz yetkilileri halifeliğin kaldırıldığına inanamamışlar ve bu gelişmeyi şöyle yorumlamışlardır:

“Türkler bindikleri dalı kestiler”

Bu gelişme sonucu, Türkiye, İngiltere ile olan Musul görüşmelerinde elindeki en önemli kozlardan birini kaybetmiş ve eli oldukça zayıflamıştır. İngiltere ile yapılan görüşmelerden bir sonuç da çıkmamış konu Cemiyet-i Akvam’a havale edilmiştir.

İngilizlere yapılan jestin karşılığı alınamayınca, Ankara’da yeni planlar gündeme gelmiştir. Mustafa Kemal ve İsmet İnönü askeri bir harekat ile Musul’un İngilizlerden geri alınmasını planlamışlar ve bu konuda Kazım Karabekir’e görev vermeyi düşünmüşlerdir. Ancak Karabekir, bu planın bir felaketle sonuçlanacağını ifade ederek görev almayı reddetmiş ayrıca bu planın karşısında yer almıştır.

Mustafa Kemal Paşa ve İnönü ile yaptığı görüşmelerde konu hakkındaki fikirlerini açıkça ifade eden Karabekir’in İsmet İnönü’ye söylediği şu cümleler Halifeliğin kaldırılması ile Musul meselesi arasındaki bağı açıkça ortaya koymaktadır:

“Siz Musul’u belki hilafeti lağvda acele etmeyerek herhangi bir şekilde almaya belki muvaffak olurdunuz. Fakat, şark işlerini birinci derecede idare eden bir arkadaşınız sıfatıyla bana haber vermeden bir emrivaki yaptınız. Şimdi bu işi devlet adamlarına yakışmayacak tarzda ve hem de işi benim başıma dolayarak hal yoluna gidiyorsunuz. Ben kati olarak vazife kabul etmem. Size de tavsiyem bu uçuruma milleti sürüklemeyin. İmzaladığınız Lozan muahedesininin 3.maddesini tekrar okuyun ve M.Kemal Paşaya okutun.”

Ankara’daki bu diyaloglar ve gelişmeler bir sonuç vermemiş, Cemiyet-i Akvam’dan da istenilen bir sonuç çıkmamıştır. 5 Haziran 1926 tarihinde yapılan antlaşma ile Türkiye Musul vilayetini İngilizlere bırakmak zorunda kalmıştır.

Hızlı

Hızlı Tarifler sitesi yemek tarifleri alanında günümüzdeki hızdan yararlanarak hızlı, pratik, çabuk ve lezzetli tarifleri bulabileceğiniz bir tarif sitesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu