Yetkinlik: Bir Sonraki Adım

Edebi çalışmaların temelleri çeşitlenip bu alandaki faaliyetler ?kültürel çalışmalar? şeklinde yeniden adlandırırken dil öğrenimi yalnız dili konuşan insanlarla iletişim kurma değil onların düşünüş tarzına-kültürlerine- erişim sağlıyor.

Nostrand (1991) yabancı bir dile vakıf olmak ?yalnız sözlü mesajlar alıp-verme değil dostça ilişki kurma, saygı ve iyi niyet uyandırmayı da kapsayan etkili iletişim? anlamına geldiğini söylüyor. Nostrand bunun (1) bir dil ve kültüre dair bir yabancıdan beklenenen ölçüde bilgi sahibi olmak; …(2) dil ve kültürü nasıl gözlemlemek ve tahlil etmek gerektiğine dair bilgi …; (3) sözlü olmayan mesajları görebilme ve karşlılık verebilme konusunda sosyolinguistik beceri [ile desteklenen] doğru ve aynı zamanda akıcı bir dil gerektirdiğini ekliyor. ?Diğer kültürlere karşı empati ve kendi kültürüne dair perspektif? şeklinde adlandırdığı bu becerileri vurgulamak Nostrand için bir zorunluluktur.

Empati yada Nezaket

Yabancı bir dili öğrenme amaçlarından biri şüphesiz iletişim kurabilmektir ?anlamak ve anlaşılmak. Bu yüzden, dili doğru kullanmak yeterli değildir. Öğrencilerin ?bir başkasının duygu ve düşüncelerine katılabilme kapasitesi? geliştirebileceği ve başka bir kültürün üyelerine karşı empati kazanabileceği umut edilmelidir, ancak empati kişisel bir anlayış, aidiyet duygusudur, sosyal bir kapasite değildir.

Kültürden bahsettiğimizde soyutlanmış bireyler olarak değil belirli bir toplumun üyeleri olarak, anlamak ve anlaşılmak yeteneğinden bahsediyoruz. Burada dünyayı bir başkasının perspektifinden görebilme becerisi için kişisel empati terimi yerine onun koşutu sosyal bir terim olan nezaket kullanıldı. Bu terim bireyler arası ilişkilerin sosyal tabiatını ve kültürel göreceliğini vurgular: bir kültürde nazik olan bir başkasında olmayabilir.

Örnek olarak Alman bir aile yanında kalan genç bir Amerikan öğrenci Almanca nasıl ?I?m sorry?deneceğini bulamadığından yakınmıştır. Mesela öğrenci babanın oturduğu odaya girer ve baba ondan kapıyı kapatmasını ister. Kapıyı kapatırken öğrenci ?I?m sorry? deme ihtiyacı hisseder ancak Alamnca benzer kelimeler bu ifadeyi vermeyecektir.

Bu bağlamı bireysel değil de sosyal açıdan ele alarak öğrencinin farklı bir kültür bağlamından bir öğeyi yeni bir duruma taşıdığı iddia edlebilir. Öğrenci kapıyı açık bırakarak Alman kültürüne ait, baba tarafından tek taraflı, gayrı-ihtiyari sosyal bir mesele olarak algılanan ve temsil edilen bir yargıyı ihlal etmektedir. Kapıyı açık bıraktığı için özür dileyerek Almanca konuşulan toplumlarda birey-merkezli ve toplum-merkezli davranışların görece dağılımına dair bir görüş beyan etmekte ve kültürel eşitliği değiştirmektedir.

Bu küçük örnek, yabancı bir dilde nezaketin öğretilemeye çalışılmasıyla neler olabileceğini gösterir. Öğrenciler bir arada şekillenen bireysel ve toplumsal benliklerin ayrılabileceğini farkedeceklerdir. Bu farkında oluş, dil ve kültür arasındaki keyfi ve sosyal bağlantıyı anlayabilmek için ilk adımdır.

Sorulması gereken soru elbetteki dil yetkinliğini kültürel yetkinlikle nasıl zenginleştiririz sorusudur. Yada daha geniş bir ifadeyle öğrencilerimizin ?nazik? konuştuklarından nasıl emin oluruz?

Nezaket Nedir?

Yabancı dil öğretmenleri için terim, kültürel olarak görecelidir. Kelimenin Fransızca poli anlamsal olarak İngilizce polite?ın karşılığı olsa da kültürel olarak değildir. Kelime insanların iletişim halinde iken sosyal bağlamı yeniden inşa ediş biçimlerini temsil eder.

Bilişsel bir yetenek olarak nezaket, geleneklere ?sözlü yada sözlü olmayan toplumsal adetlere- ve aynı zamanda toplumların hafızası ve tarihini neyin oluşturduğuna dair bilgiyle ilgilidir. Bu yetenek kişinin kendi kültürü ve edinmeye çalıştığı kültürle bağlantılıdır. Aslında kişinin kendi kültürünün birçok özelliği başka bir kültürle karşı karşıya geldiğinde açığa çıkar.

Duygusal bir yetenek olarak nezaket kendini ve başkalarını adem-i merkeziyetçi bir bakışla görebilmektir. Böyle bir perspektif nezaketin daha evrensel boyutlarını kavrayabilmeyi mümkün kılar.

Son olarak, davranışsal bir olgu olarak nezaket durumun karşılıklı muvafakat olunmuş tanımı ve buna uymak yada uymamak noktasında kişisel karara dayanan bir yetkinliktir.

Nezaketin bilişsel, duygusal ve davranışsal bölümleri yabancı dil eğitmenlerinin kültürel yetkinlik dediği şeyi oluşturur. Bilişsel yetenek en iyi gözlem ve analiz yoluyla gelişir. Adem-i merkeziyetçi bir yaklaşım, yorumlama becerisi ve sözlü ve yazılı metinlere eleştirel bir okuma getirerek elde edilebilir. Davranışsal bir yetkinlik ise yabancılarla yüz yüze bir iletişim yada sosyal oluşumlarla gerçekleşir.

Müfredata Dair

Söz ve gramer formları ediniminin her aşamasını idare edecek kültürel bir nezaket oluşturmak suretiyle dil müfradatı ilkesi yeniden tanımlanacaktır. Artık müfredat gelişiminin temelini, ne gramer yapısı ne de işlevsel-kavramsal konuşma oluşturur, bilakis bu formların kullanımını bağlamla etkileşimleri belirler.

Influencer (opinion leader, team leader, CEO, market leader) and another business leading concepts, wide banner composition with bokeh in background.

Bunun, dil pedagojisinin 20-30 yıldır yapmaya çalıştığı şey olduğu söylenebilir ancak dil pedagojisi bağlamı dilden bağımsız, sabit bir olgu olarak görmüştür. Eğer dilin dilbilimsel formlar, bağlamın da konuşmanın içerisinde geçtiği ortamla sınırlı olmadığı görüşünü benimsersek, dünyaya dair bilgiyi oluşturan ve yansıtan sosyal bir faaliyet şeklinde tanımlanabilecek sosyolinguistik bir dil yaklaşımı benimsememiz muhtemeldir.

Gramer ağırlıklı ve işlevsel tekdüze bir müfredat yerine, öğrencilerin dil formlarını anlayıp üretebileceği aynı zamanda sözlü ve yazılı düzlemlerde bu formların seçiminin bireyler arası ilişkileri, toplumsal durumları ve kültürel varsayımları nasıl tanımladığını ve bunların form seçimini nasıl belirlendiğini anlayabilmeyi sağlayacak bağlamsal bir müfredat üzerinde düşünülmelidir.

Dil öğretmenleri çoğunlukla, öğrencilerin yabancı dilde gerekli yeteneklerine sahip olmadığını düşündükleri için böyle bir şeyin dil sınıflarında olamayacağına inanırlar. Var olan zorluk aslında dilbilimsel değil, öğrencilerin ve öğretmenlerin konuşma hakkında konuşma tecrübelerinin hemen hiç olmayışıdır.

Sonuç

Önemli olan dil yetkinliğinden ziyade kültürel yeterliktir. Bu birinci adım öğrencilerin konuşmaları için sosyal bir bağlam hazırlama avantajı sunar, öğrencilerin ne yaptıkları ve bağlama katkıda bulunma yada bağlamı değiştirme güçleri olduğunun bilincinde olmalarını sağlamak bu noktada önemlidir. Dil eğiminde bir sonraki aşama bilişsel ve duygusal olgunluk ve mevcut durumlarda nasıl davranacağını seçme yeteneği gerektiren sosyal ve kültürel bir oluşum olan Nezakettir. Nezaket, kültürel yetkinliğin diğer bir ifadesidir.